İngiltere’ye Gelip İş Bulamayanlara Tavsiyeler

İş bulmak diyince ilk akla gelen iki temel düstur vardır. Birincisi, iş işte aranır. İkincisi ise, iş aramak da başlı başına bir iştir.

Birinciyi ele alarak başlayayım. İş işte aranır denmesinin nedeni, bir yerde çalışırken iş değiştirmenin ve genelde daha iyi bir iş bulmanın bir işte çalışmıyorken iş bulmaktan daha kolay olmasıdır.

Eğer halihazırda bir işiniz varsa o işe bağlı bilgi, tecrübe ve belki de hepsinden önemlisi bir iş çevreniz vardır.

İş çevresinden kasıt iş arkadaşları, onların tanıdıkları, çalıştığınız firmanın iş yaptığı müşteriler, iş ortakları, çalıştığınız firmaya iş yapan firmalar ve akla gelebilecek diğer kaynaklı çevredir. Bu iş çevresinin hepsi sizin bir sonraki potansiyel işyeriniz olabilir. Eğer işinizde iyi performans gösteriyorsanız ve bu çevre ile ilişkilerini geliştirip sürekli temas halinde iseniz iş bulmak için genelde başvuru yapmanıza gerek kalmaz. Zaten iş teklifi alırsınız.

Bunun yanında, bu çevreden duyduğunuz ya da bildiğiniz iş imkanlarına kendiniz de başvurabilirsiniz. İlgili kişi ya da yöneticilere o pozisyona uygun olduğunuzu belirtip işe talip olduğunuzu gösterebilirsiniz.

Bir yerde çalışırken iş bulmanın daha kolay olmasının bu yönünün yanında diğer bir yönü de bir işinizin olmasının size verdiği motivasyon, kendine güven, acele etmek zorunda olmama, var olan yaşam standardını sürdürebilecek gelirinin devam ediyor olması, iş kaynaklı sosyal ilişkilerinizi sürdürüyor olmanız ve bir işe sahip olmanın verdiği pazarlık gücü gibi etkenlerdir.

Bu etkenler sizi iş arayışında daha güçlü, moralli ve başarılır yapar. Bunu en iyi şu veya bu nedenle işini kaybetmiş ya da bir şekilde bir süre iş hayatının dışında kalmış ve iş aramakta olan insanlar anlar. Bir işte çalışmadan iş arıyor olmanın zorlukları gerçekten azımsanmayacak kadar çoktur.

İş aramakla ilgili gerçeklerden ikincisi iş aramanın da başlı başına iş olduğudur.

İş ararken fırsatları kolluyor olmalısınız. Bunun yanında iş çevrenizi sürekli canlı tutmalı ve bu çevreden insanlarla sürekli iletişim halinde olmalısınız. Ayrıca iş hayatının olmazsa olmazı kendini sürekli yenileme ve geliştirme, yeni beceriler kazanma, yabancı dilinizi geliştirme, sektörünüzde ve mümkünse yakın sektörlerde olan biteni takip etme gibi faaliyetler de önemlidir.

İşte bütün bunlar emek ister ve iş aramayı başlı başına bir iş haline getirir. Nasıl tam zamanlı işinizi düzgün ve etkin yapmaya çalışıyorsanız, iş aramayı da bir iş gibi düzgün ve etkin yapmalısın. Ancak o takdirde hayalini kurduğunuz işi bulabilirsiniz.

Peki ya yurtdışında iş aramak? Eğer Ankara Anlaşması Vizesi ile İngiltere’ye gittiyseniz vizenizin tanımı ve kapsamı gereği kendi işinizi kurmalı ve yapmalısınız. Ticaretten -biraz olsun- anlamalı ve hizmet ya da ürün satıp para kazanmalısınız.

Fakat bunun yanında, bazı işlerin doğası gereği, İngiltere’ye Ankara Anlaşması ile gitmiş olsanız bile iş aramanız gerekir.

Ankara Anlaşması ile İngiltere’ye giden IT uzmanları kontratlı işlerde çalışırlar.

İş yapacakları firma ile kontrat imzalarlar. Hergün aynen bir maaşlı işte olduğu gibi bu firmanın ofisine gidip çalışırlar. Yaptığı işleri rapor edip faturalandırır ve ödemesini alırlar.

Eğer bu şekilde kontratlı bir işte çalışıyorsanız işin kontrata bağlı olması ve verilen hizmet için fatura kesiliyor olması dışında maaşlı işte çalışan bordrolu bir çalışandan pratikte pek bir farkınız olmaz. Sadece şirketin bordrolu çalışanlarına sağladığı sosyal imkanlar, eğitim imkanları, emeklilik planı, sigorta ve benzeri imkanlara dahil edilmezsiniz.

Bu yüzden kontratla çalışanlara ödenenen ücretler bordrolu çalışanlara ödenen ücretlerden daha fazladır.

IT işleri genelde devamlılık arzeder ve firmalar kalıcı yani bordrolu çalışan olmanızı ister.

Hiçbir firma uzun yıllar ihtiyaç duyacağı bir çalışanının 6 ay ya da 1 sene sonra ayrılmasını istemez. Bu yüzden kalıcı işler daha çoktur ve firmalar kalıcı yani bordrolu çalışan isterler. Bu tür işlere permanent iş denir ve bu tür işlerde çalışanlara permanent employee adı verilir.

Kontratlı işlerin sayısı ekonominin durumu, işin doğası ve aranan elemanın bulunabilme ihtimali ve diğer etkenlere göre artar veya azalır. Ama şunu söyleyebilirim ki İngiltere’de kontratlı işler her zaman vardır.

Haftalar Hatta Aylar Geçti Hala İş Bulamadım, Ne Yapmalıyım?

İş bulmanın zorluklarının başında İngiltere’ye yeni gitmiş olmak var. Bir de buna halihazırda bir işinizin olmadığı durumunu eklerseniz yazımın başında belirttiğim iş aramanın temel iki gerçeğinden birinin yerine gelmiyor olması gibi zor bir durum ortaya çıkıyor.

Bu Yazı da Hoşunuza Gider ===>  İngiltere'ye Geldikten Sonra Yapılacaklar

Bu durumda İngiltere’deki ilk işinizi bulmanız haftalar hatta aylar sürebilir. Birkaç ay iş bulamayıp ümidinizi kaybettiğiniz zamanlar olur.

Ankara Anlaşması ile İngiltere’ye ilk gittiğinizde vizenizin bir yıl olması ve bir yılın sonunda üç yıllık uzatma için iş yapıyor ve fatura kesmiş olmanızın gerekmesi de iş arama stresini iyice artırır.

Bir an önce iş bulup çalışmak istersiniz.

Tüm bunlar olurken yaşam masraflarınızı kendi cebinizden karşılamak durumunda kalırsınız ki İngiltere gibi pahalı bir ülkede bu ciddi bir sıkıntıdır.

Peki bu durumda ne yapacaksınız? İş bulma şansınızı artıracak şeyler nelerdir?

Bekletilerinizi Düşük Tutun

İlk işiniz için çok büyük beklentiler içerisinde olmayın. Elbette değerinizi dramatik şekilde düşük tutmayın ve düşük göstermeyin. Fakat unutmayın, İngiltere’de yenisiniz ve burda rekabet çetin. Bu durumda lokasyon ve günlük ücretler konusunda biraz daha esnek olabilirsiniz.

Somut örnek vereyim. İngiltere’ye, özellikle de Londra’da gelen IT’ciler günlük brüt 300 ila 500 sterlin arasında kazanır. Bunun üzerine de çıkanlar var.

Şimdi size günlük brüt 200 sterline bir iş teklifi gelirse parayı az bulup bu fırsatı kaçırmayın. Eğer bu fırsatı kaçırırsanız aylarca bir daha bu fırsat elinize geçmeyebilir. Günlük 200 sterlinden 6-7 ay çalışır güzel para kazanırsınız. O sırada da hem piyasayı tanımış, hem çevre yapmış hem de İngiltere’deki iş hayatına alışmış olursunuz.

Burda önemli bir uyarıda bulunayım. Ne kadar para kazandığınızı çok fazla paylaşmayın. Hele İngiltere’ye sizden önce gelen arkadaşlarınızla hiç paylaşmayın. Onlar buraya gelip çoktan düzenini kurmuştur. Keyifleri yerindedir ve sırf efo şişirmek ve hava atmak için sizi gaza getirirler ve “günlük 150-200 sterline çalışılır mı?” gibi şeyler söyler ve sizin moralinizi bozmaya çalışırlar.

Ayrıca bu kişiler sadece kazandığınız paraya değil kontratının süresine, iş yerindeki şartlarına, işin bulunduğu yere felan da laf ederler. Mesela 1 aylık bir iş aldıysanız size “peki 1 ay sonra ne yapacaksın, işsiz mi gezeceksin?” derler.

Halbuki iş iştir, 1 ay bile olsa cebinize para girer ve o sırada da kendinizi gösterme fırsatı yakalarsınız.

Bu dediğim benim başıma gelmez diye düşünemyin. İngiltere’deki Türkler kadar birbirinin kuyusunu kazan başka millet var mıdır, bilmiyorum. Bunu yaşadıkça göreceksiniz.

Hiç unutmam İngiltere’ye ilk geldiğimde ben iş ararken yine kendisi de benim gibi IT’ci bir arkadaşım birkaç arkadaş Londra’da günlük kazanılan ücretlerden laf açıldığında şöyle demişti; “Ya bir IT’ciye günlük 200 sterlin verilmez abi, vermemeleri lazım, ayıp, bu paraya çalışılmaz”.

Burda yapmaya çalıştığı samimi bir serzeniş değil, benim motivasyonumu bozmak amaçlıydı. Ben oralı olmadım ve iş aramaya başladıktan 25 gün sonra 3 aylık bir kontrat buldum ve aldığım günlük ücret 200 sterlinin çok üstündeydi. Bu 3 aylık kontrat sayesinde hem para kazandım hem de İngiltere’de kalıcı olma konusunda önemli bir adım attım.

Burda ilginç olan bu arkadaşımın İngiltere’ye ilk geldiğinde aylarca iş bulamayıp Türkiye’ye dönmeye karar vermiş olmasıydı. Sonradan başka bir Türk ortak arkadaşımızın yardımı ile bir yere kapağı attı ve İngiltere’de kaldı. Sonrasında geçmişte yaşadıklarını çabuk unuttu. Hala da etrafındaki insanlara 6 aydan fazla bir süredir iş aradığı ve bulamadığı dönemi hiç yaşamamış gibi konuşuyor. Şu veya bu sebepten iş bulamadan Türkiye’ye dönenleri hakir gören davranışlar içerisinde.

Türk insanı böyledir, geldiği yeri ve yaşadıklarını çabuk unutur ve -ben yaşadım, başkası da aynı zorlukları yaşasın- düşüncesi ile hareket ederek moral-motivasyon bozmaya çalışır.

Elbette bu gibi durumlarda artık arkadaşlıktan felan söz edilemiyor. Bu gibi insanları ya sadece selam alıp verdiğim merhaba-merhaba seviyesine çekiyorum ya da arkadaşlığımı tamamen bitiriyorum. İkinci seçenek daha etkilidir, tavsiye ederim.

Bu tür insanlar kolay kolay değişmez. Her fırsatta ego şişirme derdindedirler. Bunlara yapılacak en güzel şeylerden bir tanesi de onları ciddiye almamak ve trollemektir.

Geçmişini ve geldiği yeri unutanların kendini bilen insanların sofrasında yeri yoktur.

Lokasyon Konusunda Esnek Olun

Lokasyon konusunda esnek olun. Kendinizi bir şehre ya da bölgeye aşırı bağlamayın.

Elbette eğer eşiniz ve çocuklarınız ile gittiyseniz bu durum pek kolay olmayacak. Ama eğer ilk etapta tek gittiyseniz fırsatların her yerde olabileceğini unutmayın ve iş denk gelirse İngiltere’nin her yerine gidin.

İlk kontratınız 3 ay, 6 ay ya da 1 sene ise, o süreyi para kazanma, işsizlik durumunda kalmama, İngiltere’yi tanıma, çevre edinme, vs. gibi faydalı şeylerle doldurursunız ve belki de hepsinden önemlisi işsizlik ve iş arama stresi yaşamazsınız.

Bu Yazı da Hoşunuza Gider ===>  İngiltere'ye Gelmeden İngiltere'de İş Bulmak Mümkün Mü?

İlk kontratı alıp birkaç ay çalıştıktan sonra herşey daha kolay olacaktır.

Londra’da İş Bulacağım Diye Takılı Kalmayın. İngiltere’nin Diğer Şehirlerini Deneyin

Benzer şekilde Londra’da takılı kalma. Evet, Londra İngiltere’nin kalbi ve işlerin çoğu Londra’da. Fakat İngiltere’nin diğer şehirlerinde de iş var ve az değil.

Diğer şehirlerden gelebilecek fırsatlara açık olun ve oralardaki işlere de başvurun. İngiltere’de ulaşım ağı yaygın ve ulaşım gerçekten iyi olduğu için 2-4 saat mesafedeki bir yere iş görüşmesi için gitmeniz zor olmaz.

Hem yeni yerler görüp keşfetme imkanınız olur. Hem de İngiltere’nin farklı yerlerini görüp İngiltere’yi ve halkını daha iyi tanıma fırsatınız olur.

KISS; Keep It Simple Stupid. Meseleye Basit Bakın

KISS; Keep It Simple Stupid. Olaylara basit bakma konusundaki bu meşhur İngilizce deyim birçok alanda olduğu gibi iş arama konusunda da geçerli.

Olaylara basit bakın. İlla şu olsun ya da bu olsun, illa şu iş olsun bu iş olsun, şu şekilde olmazsa olmaz diyerek hele de ilk gittiğinizde gelebilecek iş tekliflerini çok geçerli sebepler olmadıkça geri çevirmeyin. Zira aradan birkaç ay geçip te bir yıllık vize süreniz gittikçe azalmaya başlayınca aynı fırsatları bulamadığınızda stresiniz ve sıkıntılarınız artar.

Duru bir zihin ile fırsatları daha iyi görürsünüz. Esnek olup denemeye değer yaklaşımı ile hareket ederseniz karşınıza çıkan iş fırsatlarını daha iyi görür ve bu fırsatlardan birini bir kontrata dönüştürebilirsiniz.

Türkiye’deki İyi İşinizi ve Güzel Pozisyonunuzu Düşünerek Bunalıma Girmeyin

Türkiye’de ne kadar iş tecrübesi ve bilgisine sahip olursanı zolun, bunların İngiltere’de tam bir karşılığı olmayabilir.

Elbetteki bilgi ve tecrübeleriniz her yerde geçer fakat birebir örtüşmeyebilir. Bu durumlarda Türkiye’de gördüğünüz ilgiyi İngiltere’de göremeyebilirsiniz.

Bu gibi şeylere moralinizi bozmayın. İngiltere’de yeni olduğunuzı ve birkaç yıl içinde tecrübe kazanıp yeniden eski günlere döneceğinizi düşünün ve motivasyonunuzu yüksek tutmaya özen gösterin.

Türkiye’de makam-mevkii sahibi biriyseniz, örneğin Türkiye’de orta ya da üst düzey yönetici iseniz burda size normal biri gibi davranıyor olmaları hemen zorunuza gitmesin. İngiltere’de bireysellik, demokrasi standartları ve yaşam standardı yüksektir.

Burda insanlar makam-mevkiyi Türkiye’deki kadar iplemezler. Mütevazi olun ve birşeyler üretmeye odaklanın. Gerisi kendiliğinden gelir.

İş Ararken Kendinizi Geliştirmeyi İhmal Etmeyin

Sürekli öğrenme her başarılı insanın temel alışkanlıklarındandır. İş ararken bir yandan da kendinizi geliştirmeye devam edin.

Mesleğinizle ilgili yeni eğitim ve sertifikalar alın, sektör buluşmalarına ve etkinliklere gidin, sektörünüzdeli rakamları takip edin ve bir yerde çalışmıyorsanız bile sektörden insanlarla tanışmaya ve bir çevre edinmeye çalışın.

İş Bulamadım Diye Sosyal Hayatınızı İhmal Etmeyin

Sosyal hayatınızı ihmal etmeyin. İnsanların arasına karışın, özellikle de pozitif ve senin moral-motivasyonuna katkıda bulunabileceklerin arasına.

Zamanınızın tümünü sadece iş aramakla geçirmek zihninizi paralize eder. Ayrıca bir yerden sonra da çok sıkıcı olmaya başlar.

Yeni insanlarla tanışın, müzeleri gezin, ilgi alanlarınızla ilgili sosyal etkinliklere katılın, yeni hobilere merak salın, spor müsabakalarını takip edin, gönüllülük projelerine destek verin veya bizzat katılın.

Tüm bu aktiviteler sizi besleyecek ve duru bir zihinle rasyonel kararlar alma gücünüzü artıracaktır. Bu da iş ararken en çok ihtiyaç duyacağınız şeylerden biridir.

Spor ve İyi Beslenme Bir Sonuç Değil Bir Süreçtir. Bunlara Devam Edin

Beslenmenize dikkat edin ve sporu ihmal etmeyin.

Bir işte çalışıyor olsanız da olmasanız da mutlaka egzersiz yapmalı ve dengeli beslenmelisiniz.

Ama iş ararken buna özellikle dikkat etmelisiniz zira iş ararken beslenme dengesinin bozulma ihtimali daha yüksektir. Geç yatıp geç kalkarsanız, öğün zamanlarınız çok kayarsa ve yediklerinize dikkat etmezseniz biyoritminiz kısa sürede bozulur ve bu sizi olumsuz etkiler.

Bu arada, geç yatma ile ilgili olarak bir noktayı belirtmeliyim. Eğer vücut ritminiz buna uygunsa hatta bu şekilde daha verimli çalışıyorsanız elbette bunu değiştirmeyin. Ama iş aradığınız dönemle çalıştığınız dönem arasındaki uyku düzeniniz arasında ciddi farklar bu size iyi gelmeyebilir.

Aynı şekilde düzenli spor veya egzersizi ihmal etmek te sizi negatif etkiler. Onun için dengeli beslenme ve sporu ihmal etmeyin.

Bu Yazı da Hoşunuza Gider ===>  İngiltere'de Kuaförler ve Berberler

Dengeli beslenmenin en temel gerekliliklerinden biri kendi yemeğinizi yapabiliyor olmanızdır. Bu sayede daha az işlenmiş gıda yersiniz ve yediğiniz şeylerin hangi malzemeleri ve hangi kalitede malzemeleri içerdiğini bilirsiniz. Yemek yapmayı bilmiyorsanız bu süreç bunun için bir fırsat bile olabilir. Size hayat boyu keyif verecek ve faydalı bir hobi edinmiş olursunuz.

Enerjinizi Sömüren Negatif Akıl Hocalarını Etrafınızdan Uzaklaştırın

İş ararken en çok ihtiyacınız olan şey moral ve motivasyondur. Hiçkimse sonsuza kadar işsiz kalmaz.

Bu dünyada herkes bir işe yarar ve herkesin nitelikleri bir ihtiyaca cevap verir. Bu gerçeği unutmadan yolunuza kararlılıkla devam edin.

İş arıyor ve bir süredir bulamıyor olmanızı fırsat bilerek size akıl vermeye çalışan negatif akıl hocalarından uzak durun. Onların maksadı size yardım etmek değil, ego şişirip kendilerini övmek. Bu tiplerle bir arada olmayın ve onların sözlerini ciddiye almayın.

İş Arama Faaliyetlerinizde Sistemli Olun

İş arama faaliyetlerinizde uyguladığınız bir sisteminiz olsun. Başvurduğunuz ve başvuracağınız firmaları not edin.

Görüşmelerinizle ilgili notlar alın ve görüştüğünüz kişilerin iletişim bilgilerini kaydedin. İş arama web sitelerine üye olun ve bunları sürekli takip edin.

Bu sitelerin belli filtreler eşliğinde çalışan iş habercisi epostalarına abone olun ve bu gelen epostaları yeni iş fırsatları için takip edin.

Bunlara benzer başka teknikleri ve kendinize özgü sisteminizi sürekli geliştirip iyileştirin.

Özgeçmişinizi Sözüne Güvendiğin Arkadaşlarınıza Okutun

Özgeçmişinizi İngiltere’de çalışmakta olan arkadaşlarınıza okutun ve görüşleri doğrultusunda iyileştirin.

İngiltere kültür olarak birçok yerden farklıdır ve bu farklılık iş hayatına da yansır. Örneğin Türkiye’de yaygın olan özgeçmişe fotoğraf koyma, askerlik durumu belirtme, medeni hal, hobiler vs. gibi bazı şeyler özgeşmişe yazılmaz ve yazılması da ya tuhaf ya da komik bulunur.

Onun için halihazırda ülkede yaşayan ve çalışan birilerinden fikir alıp özgeşmişinizi buna göre iyileşirmeniz faydalı olur.

Bunu yaparken gerçekten objektif olabilecek kişilere sormaya dikkat gayret edin. Size çok iyi ya da çok olumsuz şeyler söyleyenler muhtemelen iyi niyetli değildir zira iki durumda da konu objektiflikten uzaklaşıp ya ego şişirmeye ya da CV’nizdeki olumsuz birşeyi gördüğü halde “ben birşey demeyeyim, benden bilmesin” noktasına doğru gitmiştir.

Çakal İK’cılara Dikkat Edin

Recruiter diye tabir edilen işe alım firmalarına ve elemanlarına karşı dikkatli olun. Bunlarla görüşme yaptığınızda ne az ne de fazla bilgi verin.

Unutmayın, onlar şirketlere eleman sağlayarak para kazanıyorlar ve size ihtiyaçları var. Fakat, benzer şekilde işverenlere de ihtiyaçları da var.

Bu durumda yaptığınız diğer görüşmeleri ve hangi firmalarla görüştüğünüzü öğrenmeye çalışacaklardır ve o firmaları müşteri yapıp onlara eleman sağlamaya çalışacaklardır. Bu tür taktiklere dikkat edin.

Kendi bilgi, tecrübe ve yeteneklerinizle ilgili soruları net ama kısa cevaplayın. Konuşmayı spesifik bir pozisyon çerçevesinde tutmaya dikkat edin. Belirsiz bir durum varsa ortada bir rol yoktur ve bu shark recruiter sizden bilgi almaya çalışıyordur. Yani size iş bulacak durumda değildir, sizden bilgi alıp bu bilgiyi kullanma derdindedir.

Bu amaçla sorulan tuzak sorulara cevap vermek zorunda değilsiniz. Konuyu ustaca geçiştirin ve spesifik olarak pozisyona getirin. Zaten sizin bu tavrınızı görünce çok fazla üstelemezler.

***

İngiltere’ye gittiğinizde ilk işi bulmak biraz zaman alır ve bazen zor olabilir. Fakat gerekli adımları atıp ilk işi bulduktan sonra her kontrat yeni fırsatlar yaratır ve kariyeriniz pozitif bir yönde ilerlemeye başlar.

Bütün bunları söylemişken önemli bulduğum bir noktayı da belirtmek isterim. İngiltere her ne kadar hem gelişmiş bir ülke hem de demokrasisi çok iyi durumda olan bir ülke de olsa bu ülkede de kapitalist sistem sonuna kadar hakimdir. Firmalar ve bu firmaları yönetenlerin tek derdi kazancı maksimize etmek yani en yüksek kazancı elde etmektir.

Bunu yaparken kanunlara uyarlar ve genelde ahlaki kurallara da uyulur fakat bir firma ve o firmanın yöneticileri kazançlarını en yüksekte tutabilmek için her yola başvurur. Bunun içinde insanları fazla çalıştırmaktan tutun da her türlü şirket içi oyunlar bulunur.

Onun için İngiltere’yi ve İngiltere’deki iş hayatını ütopik bir yer olarak görmeyin. Türkiye’de hem yaşam hem de çalışma şartları çok kötü durumda olduğu için İngiltere sizde -aaa burası ne kadar güzel- duygusu yaratacaktır ki bu normaldir de.

Ama kapitalist sistem her yerde aynıdır.

Bu yazıyı beğendiniz mi?
ingiltereonline.com eposta listesine katılın, yeni yazı ve duyurulardan haberdar olun!
Eposta Listesine Katılmayı Onaylıyorum